12 Ocak 2010

ANAOKULUNDA ÇALIŞACAK PSİKOLOG VE REHBER ÖĞRETMENLERE İÇİN EĞİTİM PROGRAMI

Okul öncesi dönem, çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimi açısından yaşamında çok büyük bir yer tutmaktadır. Pek çok psikolog, çocukların bu ilk sosyalleşme sürecinde anaokullarında çalışmayı tercih ederek zengin bir deneyim kazanmaktadır. Bu alanda ilerlemeyi düşünen psikologlar, çalışma yöntemi ve uygulamalar ile ilgili zorluklar yaşamaktadır. Psikoloji İstanbul tarafından düzenlenen bu eğitimin amacı psikologların anaokullarında etkin bir şekilde çalışarak verimli olabilecekleri becerileri kazanmalarını sağlamaktır.

Eğitim 2 modülden oluşmaktadır.

I MODÜL
0-6 Yaş Çocuklarının Psiko-Sosyal Gelişimsel Özellikleri
Çocukla İletişim Becerileri
Çocukta Yaratıcılık- Oyun ve Oyuncaklar
Çocukların Gelişimsel Takibi- Gözlem ve Takip Formları Hazırlama
0-6 Yaş Çocuklarının Gelişimsel Değerlendirilmesi- Test ve Ölçekler
Anne-Baba Tutumları

II MODÜL
Uyum ve Davranış Bozuklukları
Zor ile Çocuklar ve Aileleriyle Çalışma
Aile İle Görüşme Teknikleri/ Temel Danışmanlık Becerileri
Aileye Yönelik Olumlu Ebeveynlik Becerileri Eğitimi
Krize Müdahale-Zorlu Yaşam Olayları ve Çocuklar
Mesleki Sınırları Çizebilme

Katılımcılar: Anaokullarında çalışan psikologlar ve çalışmayı düşünen psikoloji son sınıf öğrencileri ile okul öncesi kurumlarında çalışan öğretmen ve öğretmen adayları

Eğitim Tarihi: I. Modül 06.Şubat.2010 II. Modül 07.Şubat.2010
Eğitimin Süresi: 10:00-17:00
Eğitim Ücreti: Öğrenciler 100 + KDV
Profesyoneller: 180 + KDV

Katılım kontenjan ile sınırlıdır.
Kayıt ve ayrıntılı bilgi için lütfen bizimle iletişime geçin.
e-posta: info@psikolojistanbul.com
Tel: 0212-233 28 38

5 Ocak 2010

İnternet, Çocuk ve Psikoloji

Sürekli bilgisayar bağımlılığı ile ilgili olumsuz haberler duyuyoruz. İnternette her geçen gün daha fazla bağlanıyoruz. Peki internet ve bilgisayar bağımlılığı konusunda ne yapmalı? Psikolog Tolga Erdoğan konuyu Dijital Age için değerlendirdi.

14 yaşında bir çocuk annesiyle beraber geliyor. Çocuk umursamaz bir tavır içinde. Anne ise oldukça gergin. Sorunun ne olduğunu ve nasıl yardımcı olabileceğimi soruyorum. Anne, oğlunun bilgisayarın başından kalkmadığını söylüyor. Okuldan eve gelen çocuk bilgisayarının başına oturuyor ve neredeyse tüm zamanını orada geçiriyor. Bu sorunun başlangıç noktasını sorduğumda ilginç bir durumla karşılaşıyorum. Her şey ailenin, çocuğuna sene sonunda takdir ya da teşekkür belgesi getirmesi karşılığında bilgisayar sözü vermesiyle başlıyor. Çocuk üzerine düşeni yapıyor ve 7. sınıfın sonunda takdir belgesiyle geliyor. Aile de bunun üzerine verdiği sözü tutuyor ve kısa bir süre içinde bilgisayar alıyor. çağa ayak uydurmanın önkoşullarından biri olan internet bağlantısını da ihmal etmiyor. Çocuk 8. sınıfa başlıyor ve ilk dönem sonu karnesinde iki zayıf getiriyor. Bunun üzerine anne-baba öfkeleniyor ve derslerin kötüye gitmesinden sorumlu tuttukları bilgisayarı kolisine koyup kaldırıyor.
Çocuk, yıl sonu karnesinde altı zayıf getiriyor. Ayrıca okula devamsızlığı da oldukça fazla. Kısa bir konuşmanın ardından çocuklarının vaktinin büyük bir kısmını internet kafede geçirdiğini ve okuldan kaçma davranışının da çok arttığını öğreniyorlar. Bu noktada aile çaresizliğini fark ediyor ve profesyonel bir yardım almaya karar veriyor.

Okul başarısını ödüllendirmek amacıyla ailenin çocuğuna bilgisayar almasının bu şekilde sonlanması gerçekten üzücü. Ancak buna çok benzeyen en az on farklı çocuğun hikayesini dinlediğinizde sorun üzücü olmaktan çıkıyor. Üzüntü yerini endişeye ve korkuya bırakıyor.

Bütün teknolojik gelişmeler gibi bilgisayar ve internet de kendilerine has bazı sorunları beraberinde getirdi. Geçmişi oldukça kısa olduğu için insanlar üzerindeki uzun süreli etkileri fazla bilinmiyor. Ayrıca bu konuda yapılan çalışmaların sayısı da çok az. Ancak ruh sağlığı uzmanları “internet ve bilgisayar bağımlılığı”nı oldukça önemsiyor. Daha şimdiden ABD’de bu konuda çalışan klinikler açılmış durumda. Bilgisayar bağımlılığının ruh sağlığı alanında çalışan kişilerin temel kitaplarından biri olan DSM tanı kriterleri kitabının yeni sürümüne eklenmesi için çalışmalar devam ediyor. Yani yakın bir gelecekte “internet ve bilgisayar bağımlılığı” resmen bir hastalık olarak kabul edilecek.

İnternet ve bilgisayar teknolojisinin hayatımıza pek çok olumlu şey kattığı bir gerçek. Ayrıca pek çok işlemin internet üzerinden yapılır hale gelmesi bilgisayarı neredeyse bir zorunluluk haline getirdi. İlköğretime giden çocuklar ev ödevlerini internet üzerinden alıyor. Okul ve ders kayıtları internet üzerinden yapılıyor. Hastanelerin birçoğu randevularını internet üzerinden veriyor. Devlet neredeyse her tür işlemin internet üzerinden yapılabilmesi için yoğun bir çalışma içinde. Oyunlar, alışveriş, eğlence, sosyalleşme ve daha pek çok şey bilgisayarlarımızın içinde bize sunuluyor. Kendimizi bu dünyadan tümüyle soyutlamak ya da korumak amacıyla çocuklarımızı bilgisayarlardan uzak tutmaya çalışmak neredeyse imkansız. Bu durumda ne yapmak gerekiyor? Yani çocuklarımızın bilgisayarla sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için nelere dikkat etmek gerekiyor?

Çocukların kaç yaşından itibaren bilgisayarla tanışmalarının uygun olacağıyla ilgili net bir bilgiye sahip değiliz. Ancak bir çocuğun televizyonu kullanmaya başladığı yaşlarda bilgisayarla da tanışması mümkün. Uzmanlar özellikle 2 yaşına kadar çocukların televizyondan uzak durmaları gerektiğini düşünüyor. Hatta Fransız Hükümeti çocukların 2 yaşına kadar televizyon izlemesini yasaklayan bir yasa bile çıkardı. 2 yaşından itibaren çocuklar ebeveyn eşliğinde bilgisayarla tanışabilir. Ancak bilgisayar başında geçirilen süre çok kısa tutulmalıdır. Çocuğun yaşı ilerledikçe süre de uzatılabilir. Çocuğun yaşına uygun ve gelişimini destekleyen oyunlarla oynamasına da izin verilmelidir. Ancak asla unutulmaması gereken şey zaman sınırının her zaman belli olması gerektiğidir. Bilgisayar ekranındaki görüntülerin çok hızlı değişmesi, sürekli dikkat çekici renklerin ve seslerin kullanılması çocuk üzerinde hipnotik bir etki yaratabilir. Bu da tümüyle serbest bırakılan bir çocuğun bilgisayarla saatlerce ilgilenmesine neden olacaktır. Bilgisayar başında uzun zaman geçiren çocuklar bir süre sonra akranlarıyla ilişki kurma güçlüğü çekmektedir. Ayrıca diğer her tür oyuncağı sıkıcı bulmaya başlamakta ve sürekli bilgisayarla oynamayı istemektedir. Birkaç dakika yerinde duramayan hiperaktif çocuklar bile bilgisayar ekranındaki görüntüleri izleyerek uzun süre oturabilmektedir.

Çocukların internette vakit geçirirken ailelerin dikkat etmesi gereken diğer konu güvenliktir. Çocuğun kullandığı bilgisayarda mutlaka güvenlik filtreleri kullanılmalıdır. Ayrıca sosyal paylaşım sitelerini kullanırken de kimlerle iletişim kurduğu mutlaka takip edilmelidir. Bilgisayar çocuğun odası yerine salon ya da oturma odası gibi ortak kullanım alanlarında bulundurulmalıdır. 12 yaşından büyük çocukların kullandığı internet kafeler aileler tarafından mutlaka bilinmeli ve kontrol edilmelidir.

Eğer çocuk sürekli oyunlardan bahsediyorsa, bilgisayarda çok fazla vakit geçiriyorsa, bilgisayarı kullanabilmek için ailesine yalan söylemeye başladıysa, internet kafeleri kullanabilmek için okuldan kaçma davranışı gösteriyorsa aile mutlaka önlem almalıdır. Bilgisayarı tamamen yasaklamak ya da tamamen serbest bırakmak kesinlikle uzak durulması gereken bir tutumdur. Çocukla iletişim kaybedilmemeli ve sorunun çözülebileceğine olan inanç anne-baba tarafından vurgulanmalıdır. Ancak sorun ileri boyuttaysa ve çocukla anne-baba arasında büyük bir çatışma varsa mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.

Bilgisayar ve internet bağımlılığı, önümüzdeki yıllarda en çok duyacağımız şeylerden biri olacak. Bilgisayarın bize sunduğu imkanlardan faydalanırken, zarar verici yönlerinden uzak durmak oldukça zor. Çocuklarımızı bilgisayarlardan uzak tutmaya çalışmak günümüz koşullarında hiç gerçekçi değil. Ancak tümüyle serbest bırakmak da bağımlılığa davetiye çıkarmaktan başka bir anlam taşımıyor. Çocuğa bu konuda çizilecek sınır ihtiyaçlarını karşılayabilecek ölçüde geniş olmalı. Ancak bir bağımlı olmasını engelleyecek ölçüde daraltılmalı. Farklı alanlardaki beceri ve yeteneklerini geliştirmek tehlikeden uzak tutmanın en sağlıklı yollarından biri. Aksi taktirde çocuğunuz muhtemelen bilgisayarı bırakıp televizyonun başına geçecektir ki belki bu da başka bir bağımlılık.

Bu yazı Ocak 2010 tarihli Digital Age dergisinde yayınlanmıştır.

2 Ocak 2010

ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOGLARIMIZDAN ŞEYMA ÇAVUŞOĞLU AİLEM.COM'DA "PSİKOLOGCA" KÖŞESİNDE YAZILARINI PAYLAŞIYOR...

Uzun zamandır Psikoloji İstanbul olarak ailem.com ile güzel bir işbirliğimiz bulunuyor. Sağlık, aile, bakım ve güzellik, beslenme ve diyet, gebelik öncesi, gebelik ve doğum, doğum sonrası,
çocuk gelişimi, psikoloji gibi pek çok alanda uzmanlar tarafından hazırlanan içerikleri takip edebileceğiniz ailem.com'da, bu ay itibari ile çocuk ve ergen psikologlarımızdan Şeyma Çavuşoğlu
"Psikologca" köşesi ile yazılarını paylaşıyor.

Çocuk ve yetişkinlere yönelik pek çok konunun yer alacağı "Psikologca" köşesini keyifle takip edeceğinize inanıyoruz.
Şeyma Çavuşoğlu'nun ailem.com'daki yeni köşesinin ilk başlığı ise tam yeni yıl için.

Psikolog Şeyma Çavuşoğlu/Yeni Yıl, Yeni Kararlar

Birkaç gün sonra yeni bir yıla merhaba diyeceğiz. Tüm dünyada yeni yıl kutlamaları için hummalı bir hazırlık var, binlerce insan yeni yılın gelişini heyecanla bekliyor.
Geri sayıma sayılı günlerin kaldığı yeni yıl, aslında pek çok kişi için tek bir akşamlık eğlenceden çok yeni bir geleceği ifade ediyor.

Peki, yeni bir yıl neden bu kadar önemli? Yeni yıla saniyeler kala yapılan geri sayım, pek çok kişinin yeni bir geleceğe yaptığı geri sayım. Yeni başlangıçlar, geçmiş yılın değerlendirilmesi,
geçen yıllarda yapılamayanların bu yıl gerçekleşebilmesi için önemli bir umut kaynağı. Yılbaşı yaklaşırken pek çok insan bu yıl bazı şeyleri değiştireceğinin sözünü veriyor.
“Bu yıl kendime daha fazla zaman ayıracağım”, “Ailemle daha fazla vakit geçireceğim”, “Sağlıklı besleneceğim”, “Para biriktireceğim” , “Arabamı değiştireceğim” gibi yeni yılla birlikte neyi
yapacaklarını ve neyi yapmayacaklarını listeliyorlar. Bazıları bu kararların bazılarına sadık kalırken diğerleri daha birkaç hafta dolmadan bu kararlarından uzaklaşıp isteklerini başka bir yıla erteliyor.

Hayatımızla ilgili isteklerimizi gerçekleştirmek için önemli bir motivasyonla girdiğimiz yeni yılda, yıl boyunca bu motivasyonumuzun devam etmesi ve isteklerimize ulaşabilmemiz için ne
yapmamız gerekiyor? Bunun içim ilk yapılması gereken “hedef belirleme”. Hedeflerimiz, güncel isteklerimiz arasından yapmaya karar verdiklerimizdir. Hedef belirleme önemli çünkü
bir şeyi elde etme sürecinde ne istediğimizi belirlemek, yeni amaçları oluşturmak ve sürdürmek için ilk adımdır. Hedef belirleme, önceliklerimizi saptamamıza, kendimizi düzene sokmamıza ve
hayallerimiz için doğru adımlar atmamıza yardımcı olur. Hedeflerimize sadık kalmamızı etkileyen en önemli unsur, bunu ne kadar istediğimiz ve bizim için ne kadar önemli olduğudur.
Eğer hedeflerimiz gerçekten istediğimiz bir şeyse ulaşmak için daha fazla çaba harcarız. Yeni yıl kararlarınızı hedef haline dönüştürmeden önce bunu ne kadar istediğinizi değerlendirin.
Bunun için de, listedeki her bir kararınız aşağıdaki değerlendirmeyi yapabilirsiniz:

Yazının devamını ailem.com dan okuyabilirsiniz.

16 Aralık 2009

2010 için Yeni Yıl Kararları…


Yeni bir yıla sayılı günler kala hepimiz kendi içimizde geçtiğimiz yıl için bir değerlendirme yapar ve gelecek yıl için yeni kararlar alırız. Bunların bir kısmı uygulamaya geçer bir kısmı ise sadece yeni yıl kararı olarak listemizde bulunur.

Psikoloji İstanbul Psikologlarından Özge Altan bizler için yeni yıl ve yeni kararları değerlendirdi.


Her yeni bir yıla girerken yüz binlerce insan yeni senede gerçekleştirmek üzere bazı kararlar alır. Geçen yıl Amerika’da yapılan bir araştırmada, araştırmaya katılanların % 90’ı bu yıl gerçekleştirmek için yeni kararlar aldıklarını belirtmişlerdir ancak bu kişilerin çok az bir kısmı kararlarını bu yıl uygulamaya geçirebilmiştir. Peki bu kararlarını gerçekleştirebilen sınırlı sayıdaki insanın diğerlerinden farkı nedir? Bu yazımızda yeni kararlar aldığımız yeni yılda bunları nasıl gerçeğe dönüştürebileceğimizin yollarını araştıracağız.

Yılın başka hiçbir zamanı, yeni yıla girerken olduğu kadar yeni kararlar aldırtmıyor insana. Hatta bir ay öncesinden aceleyle alınan, acele yapılması gereken kararlar uygulanmaya konuluyor “Yeni yıla daha güzel girmeliyim…” “Bu yıl kesin zayıflayacağım.” “Bu yıl artık bu işten kurtulmalıyım.” “Bu yıl kesin kendime yeni bir şey almalıyım” “Aslında en güzeli yeni yıla şu şekilde girmek, nasıl girersen öyle devam edermiş ya! Buraya kadar her şey çok güzel. Peki, bundan sonra ne oluyor da bu kararlar yeni yılın ilk günlerinde başarısız bir denemeyle rafa kaldırılıp bir dahaki aralıkta tekrar aklımıza geliyor?

Öyle görünüyor ki; hepimizin zihninde, “yaşamım bu olursa daha güzel olur” dedirten kendimize has inançlarımız var. Her yıl dönümünde (buna doğum günleri ve evlilik yıldönümleri de dahil), daha bir “hemen gerçekleşsin” istiyoruz bu inançlar. Bir şeyler değişsin istiyoruz, daha iyi, daha güzel olsun her şey... Ama burada sanki önemli bir noktayı atlıyoruz; hiçbir şey tek bir günde değişmiyor. Zaman içinde olabilecek değişimleri sağlayan kişiler de bizleriz. 2010’un ilk günü ve sonrasında da bu kararları yerine getirecek olan 2009’daki ve daha öncesindeki aynı biziz. Ve önemli olanda bu büyük değişimlere ulaşmak için hangi küçük adımları atmamız gerektiği.. Biz psikologlar buna hedef belirleme diyoruz. Hedef belirlerken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var. Sizin için bu noktaları araştırdık ve işte bu listeyi hazırladık.

Tutumlar: Hedef belirlerken, cümlelerinizin olumlu bir dille kurulmasına dikkat edin. “Bundan sonra ağır tatlılar yemeyeceğim” demek yerine “Bundan sonra sütlü tatlıları daha çok yiyeceğim” demeyi seçin.

Net tanımlar yapın: Yeni yıldan beklentilerinizi tanımlarken, net cümleler kurun. Hedefi tam ortasından vurup, öyle çağırın. “Bu yıl daha çok egzersiz yapacağım” demek yerine, “Bu yıl haftada iki gün spor salonuna gideceğim” deyin. Ya da, “bu yıl kesinlikle para biriktireceğim” demek yerine, bütçenize göre, “Bu yıl her hafta sonunda 40 milyonu bir kenara ayıracağım” demeyi tercih edin.

Yazmaya başlayın. Tam olarak neye ulaşmak istediğinizi bir kağıda yazın ve her gün görebileceğiniz bir yere asın. Bu size, ne konuda çaba harcamanız ve neye dikkat etmeniz gerektiği konusunda hatırlatmada bulunacaktır. Örneğin “Kendime daha fazla vakit ayıracağım” yazıp, buzdolabının üstüne asmak yerine, hedefiniz daha net belirleyerek, giriş kapısının tam karşısına bir yere asın: “En azından iki haftada bir sinemaya gideceğim.”

Gerçekçi hedefler belirleyin. Hedef belirlerken, sadece ulaşabildiğiniz hedeflere karar kıldığınızdan emin olun. Ekonomik durumunuzu, takviminizi, ailenizin ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurduğunuzdan emin olun. Aksi takdirde, hedefler her yıl olduğu gibi, bir sonraki yıla ertelenen hayaller olmaktan öteye geçemez.

Hareket planı oluşturun. Kendiniz (ve aileniz için de belki) bir zaman çizelgesi oluşturun. Hedeflerinizi ve bunları ne kadar zaman içinde hayata geçireceğinizle ilgili yazılı bir plan hazırlayın ve gerçekleştirdiğiniz her hedefin yanına bir işaret koyun. Böylelikle neleri hayata geçirebildiğinizi görmenin mutluluğunu yaşayın.

Kendinize inanın. Yaptıklarınızla ilgili olumlu tutumunuzu korumaya devam edin. Hedeflerinizi ailenizle, arkadaşlarınızla paylaşın. Konuşmaların gerçekleşemeyenler üzerinden değil, daha çok gerçekleşen hedeflerin üzeriden olmasına dikkat edin.

Büyük hedefleri küçük parçalara bölün. Hedefiniz ulaşılması zaman alacak ya da geniş bir alanı kaplayan cinstense, onu küçük parçalara bölmeyi ihmal etmeyin. “Bu yıl yeni bir ev satın almak istiyorum” hedefinin alt bileşenlerini bir gözünüzün önüne getirin. Yapacağınız hareket planına, her bir küçük hedefi, hangi tarihlerde olabilecekse ona göre yerleştirin. En sonuna da nihai hedefinizi yerleştirmeyi unutmayın.

İşbirliği yapın. Hedefler ve onları gerçekleştirme konusunda, çocuklarınızdan, eşinizden, ailenizden hatta tehlikeli bir alışkanlığı ortadan kaldırma ile ilgili hedefler konusunda (sigara, içki, kötü diğer alışkanlıklar vb.), uzmanlardan da yardım alın. Böylelikle hem duygusal hem de bilgilendirme düzeyindeki destekten mahrum kalmamış olursunuz.

Esnek olun. Aksamaların, başarısızlıkların her zaman olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Bir pazartesi öğleden sonrasında daha, yeni başladığınız rejiminizi bırakıyor olabilirsiniz. Ama bu salı günü gelmeyecek demek değil. Aksamalar olduğunda, inancınızı ve cesaretinizi kaybetmeyin. Eninde sonunda çabanızın karşılığını göreceksiniz. Yeter ki, gerçekçi hedeflere ulaşabilmede çaba göstermekten vazgeçmeyin.

Kendinizi ödüllendirin. Başarılarınızın farkına varın. Ulaştığınız her hedefiniz için, kendinize o hedeften daha küçük bir ödül sunun. Küçük bile olsa, yeni yıldan istediğiniz bir hedefe ulaşabilmek çaba gerektirir. Kendinizle gurur duymaktan vazgeçmeyin. Tüm evi temizlemeye karar verdiğiniz bir günün sonunda, yığınla işiniz ertesi güne kalmış olabilir ama bu gördüklerinizin diğer tarafında, temizlenmiş ve halledilmiş başka bir yığın bulunmakta. Bu nedenle, nereye baktığınız önemli.

Hedeflenen bölgeleri tanımlamak: Kategoriler halinde düşündüğümüzde biraz daha kolay planlamaya gidebiliriz sanki; çünkü hayatımızda bulunan her bir kategoride oluşacak değişiklikler diğer kategorileri de etkiyecektir. Hedef gerçekçi beklentiler olduğunda, bir kategori üzerinde yapılacak değişiklikler, beklentilerin ne kadar gerçekçi olabileceklerini de bize göstermiş olur. Sizin için hazırladığımız çizelge, hem doldurması keyifli, hem de tek bir konu ile ilgili düşünürken, bununla ilgili pek çok başka yöne dair farkındalık geliştirmenizi sağlayacak nitelikte.

Kategoriler

Aile

İş

Arkadaşlar

Aktiviteler, hobiler

Değişmesi istenen konu:





Tam olarak neyin

değişmesinin istendiği:





Bu değişikliklerin

neden yapılması isteniyor?





Değişmesi istenen konunun halihazırdaki yararları neler?





İstenilen hedefe ulaşıldığında, tam olarak ne olacak?





Soru işaretleri

Hayatımızda değişsin istediğimiz, devamlı hakkında yeni kararlar aldığımız ama bu kararları uygulama konusunda bocaladığımız pek çok şey; bir bakıma varlığının bizim için ne anlama geldiğini yeterince tanımlamadığımız şeylerdir. Bu yıl üzerinde, silik de olsa, soru işareti varmış gibi görünen her konu için şunları sormayı deneyin:

· Bu benim için ne kadar önemli?

· Hayatımda ne kadar olumlu katkısı var?

· Hayatıma getirdiği olumsuz yanlar neler?

· Bunu gerçekten seviyor muyum?

· Ne olursa, bu konu benim için sıkıntı olmaktan çıkar?

· Bu düşündüğüm değişiklik benim için gerçekten iyi mi?