Performans Geliştirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Performans Geliştirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2010

Performans Geliştirme: Kazanmak


Asıl soru "Kazandın mı?" DEĞİL, "Beklentilerini yerine getirebildin mi?" olmalıdır...

Başarısız olanlar, çalışmalarda yüksek performans gösterip, performans sırasında bunu başaramayanlardır. Kazananlar ise, stres altındayken antrenmanlarda, provalarda görülenden daha iyisini yani, beklentilerden daha yüksek bir performansı sergileyebilenlerdir..

Örneğin kaybeden sporcu, büyük maçlardan önce sakatlanan ya da küçük rahatsızlıklar yaşayan sporcudur. Kazanan ise, küçük başarısızlıklarla baş edebilen ve ne olursa olsun en iyi performansını ortaya koyabilendir.

Başarısız olan yani kaybeden, bildik, ya da daha zayıf pozisyondaki kişilere karşı etkileyici görünen ama kendisinden daha iyi olanlarla rekabette baş edemeyen kişidir. Kazanan ise daha iyi durumdakilerden korkmayan, ama güçlüklerden hoşlanan kişidir.

Herkesin zihinsel, fiziksel bir limiti vardır. Kişi kendine ne kadar inanırsa inansın bedenin çizdiği sınırlardan daha fazlasını yapamaz. Olması istenen şey, bu sınıra erişilmesidir, yeteneklerin ve sınırların el verdiği ölçüde, başarıya ulaşmaya çalışırız. Bu nedenle sorulması gereken soru kazandın mı değil, beklentilerine ulaştın mı olmalı. Eğer sorunun yanıtı “hayır” ise, o zaman hem fiziksel hem de zihinsel nedenlere iyi bakmalıdır. Genellikle bir-iki kez görülen düşük performans basit bir etkiye bağlıdır: aşırı yorgunluk, yanlış zamanda yemek yeme, kötü bir gün geçirme vb. Ama çalışmalarla performans arasında sürekli bir farklılık görülürse, o zaman hemen her türlü performans alanı için (sanat, spor, iş yaşamı vb.) zihnindeki tutumlarla ilgili bir sorun, bir performans blogu ile karşı karşıya olunması söz konusu olabilir.

İki koşucu örneği ele alınırsa, A kişisi yetenekli bir koşucu, kısa bir eğitimin ardından pek çok başarı elde etmiş ve hızla yükselmiş, B koşucusu ise ortalama bir yeteneğe sahip ve A kadar iyi bir noktaya gelmesi çok daha uzun zaman almış ve çalışmaları çok daha zorlu geçmiş. A koşucusunun morali giderek bozulmaya başlıyor çünkü artık gelişme gösterememeye başlıyor ve B tarafından yeniliyor. B ise son derece keyifli ve kendine güveni giderek daha fazla artıyor, çünkü devamlı gelişme gösteriyor.

Buradaki kilit nokta bu iki sporcunun geçmiş deneyimleri. A’nın yetenekleri olduğundan, çok sıkı bir eğitim alması ve yarışları kazanmak için kendini çok da fazla zorlaması gerekmemiş. B ise iyi standartlara gelebilmek için çocukluğundan itibaren sıkı çalışmak zorunda kalmış.

A başarısızlığa uğradığında “Ben başarısızım (kaybedenim)” diyor, B ise “Daha sıkı çalışmalıyım” diyor. Büyük bir yarış olacağında ise, B “bu benim için büyük bir fırsat” diyor, A ise “ya kaybedersem” diye düşünüyor. Geçmiş deneyimler silinemez ama zihin yeniden programlanabilir, böylelikle değişen zihin tutumları kendilik algılarını da değiştirir.

Kişinin performansı, kendini nasıl gördüğü ile ilgilidir. Zorlu bir durumla karşılaştığında, aslında bu durumu halledebilecek güçte olsa da, kendinden şüphe etmesi performansını olumsuz etkileyecektir. Kaygı -canlılık eğrisine göre aşırı kaygının performansı düşürdüğü biliniyor ancak bir miktar uyarılmışlık da başarı için gerekli.

Performans öncesinde, aşağıdaki basit sorulara ayrıntılı yanıtlar vermeniz işinize yarayabilir:
- Hayal edebileceğin, olabilecek en kötü şey ne?
- Bunun gerçekleşmesi ne kadar olası?
- Peki, daha kötü ne olabilir?
- Bu durumda nasıl hissedersin?

Soruları bu şekilde ortaya koyduğunuzda, en önemli maçın, oyunun, gösterinin bile sadece bir diğer performans anı olduğunu fark edeceksiniz.

Performans sırasında, sadece kendi performansınıza odaklanın, doğru yerlerde yaptığınız hareketleri, ne kadar çabaladığınızı, bedeninizde hissettiklerinizi …vb.yi izleyin. Her ne yaparsanız yapın, kendinizi tamamen o ana verdiğinizden, ve elinizden geleni yaptığınızdan emin olun.

Lütfen Gününde Olmanın Özellikleri'ne bakın..

Paylaş

28 Mart 2010

Sunum Performansını Geliştirme


Topluluk önünde konuşma yapmak, insanlara görüş ve çalışmalarınızı anlatmak, dinleyenlere etkili bir şekilde hitap etmek iş hayatında büyük bir önem taşımaktadır. Yapılan sunum ne kadar etkili olursa, konuşma yapılan grubu ikna etmede ve etkilemede başarılı olma oranı o kadar artmaktadır. Herkes, topluluk önünde konuşurken ya da sunum yaparken belirli bir kaygı yaşar. Sunum performansında önemli bir etken olan kaygı, belirli düzeyde olduğunda, sunumun kalitesini arttırıp, sunum yapan kişinin performansında olumlu bir etki sağlarken, belirli bir düzeyin üstüne çıkan kaygı, performansı olumsuz etkilemektedir.

Kaygı, kişilerin endişe verecek bir durum karşısında verdiği fiziksel ve psikolojik tepkilerin bütününü kapsayan bir durumdur. Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak yaşanan kaygı çok yoğun olduğunda kişinin potansiyelini ortaya koymasına engel olan bir durum oluşur. Kişi yaptığı işe odaklanamaz, dikkatini toplamakta zorlanır, bedeninde onu rahatsız eden duyumlar hisseder. Bu durum sunum sırasında yaşanabileceği gibi sunuma hazırlanırken ya da sunum sonrasında da yaşanabilir.

Kaygı yaşayan kişilerde kas gerginliği ve ağrı, uykuya dalmada ve uyumada zorlanma, mide sorunları, mide bulantısı, ishal, titreme ve terleme, kararsızlık ve huzursuzluk ve kolayca yorulmak gibi fiziksel belirtilerin yanı sıra, sinirlilik, korku, kaygı verici düşünceleri kontrol etmede zorlanma, gerginlik, konsantre olamama ve kontrol kaybetme ya da reddedilme korkusu gibi psikolojik belirtiler de görülmektedir. Sunum kaygısı yaşayan bireylerde göze çarpan bir başka durum da kişinin sürekli kendi bedensel tepkilerini izlemeleri ve diğerlerinin onu nasıl değerlendireceğini veya yargılayacağını düşünmeleridir.

Sunum kaygısıyla baş etmek için pek çok farklı yöntem kullanılmaktadır. Psikoloji İstanbul olarak yapmış olduğumuz bireysel koçluk ve performans geliştirme çalışmalarında, bilişsel müdahalelerin yanı sıra yoğun olarak performans geliştirme alanında etkinliği kanıtlanmış olan, kısa sürede sonuç vermesi ve kişinin sahip olduğu olumlu kaynaklarla kolay bağlantı kurması ile fark yaratan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) tekniğini kullanmaktayız. Hazırlamış olduğumuz sunum performansını geliştirme programı ile, ortalama üç performans geliştirme görüşmesinin ardından alınan sonuçlar gerek sunum performansını gerekse çalışan memnuniyetini arttırmada etkinliğin son derece yüksek olduğunu kanıtlamaktadır.

Psikolog Şeyma Çavuşoğlu
Uzm. Psikolog Çiğdem Yumbul


Paylaş

8 Mart 2010

Gününde Olmanın Özellikleri



Performans alanlarında çalışan kişilerle yapılan görüşmelerde, en iyi performansın görüldüğü zamanlar, evrensel bir çerçevede incelendiğinde belirtilen ortak durum söz konusu: “O gün her şey istediğim gibi gitti,” “Hiç hata yapmadım,” “Çok iyi hissediyordum,” “Sanki o gün başka hiçbir şey aklımda yoktu.”

Üst düzey performans sergileyen oyuncular, dansçılar, sporcular bu üst düzey performanslarını sergiledikleri günü sıklıkla şans eseri olarak tanımlar, “Günümdeydim” derler. Ayrıntılara bakıldığında, şanstan çok optimum enerji düzeyi ve iyi kullanılan bir dizi zihinsel/psikolojik/bedensel beceri ile karşılaşıyoruz. Bu özellikleri bilmek ve bu farkındalıkla çalışmak, kişiye eksik olduğunu gördüğü yanları geliştirebilme fırsatı verebilir. “Gününde” olmanın özellikleri şu şekilde:

1. Rahat: Zihin sakin ve beden harekete hazır… Bu durumun sağlanabilmesi için de normal canlılık düzeyinin biraz üstü yeterli.

2. Kendinden emin: Kendinden emin olan, korkmayan kişi duruşu, yürüyüşü, beden ve yüz ifadeleri ile bunu belli eder. Üst düzey performans kişinin performans için beklediği durum olmalı, olmasını umduğu ya da dilediği değil. İçgüdülerine ve zamanlamasına güvenmeli.

3. Tamamen odaklanmış: Kişinin geçmiş ya da gelecekle ilgilenmeksizin “şimdi ve burada” olması, ve o ana tamamen odaklanması gerekir. Oyuncakları ile oyun oynayan bir çocuk gibi, dışarıdan gelen hiçbir şey onu engellememeli.

4. Basit bir iş yapıyor gibi olmak (fazla zahmet harcamamak): En yüksek performansın ortaya koyulduğu zamanlar incelendiğinde, ortak noktalardan bir diğerinin kişinin çok da fazla çaba harcamadan, zahmetsizce dünyanın en kolay işini yapıyormuşçasına hareket etmesidir. Beceriyi ustalıkla ve incelikle zahmetsizce yapmak.

5. Otomatik: Sanki her şey oluveriyormuş gibi. düşünceler ya da duygular, yapılacaklara engel teşkil etmiyor. İstemli bir durum yokmuş, sporcu yönlendirmeden bedeni otomatik olarak hareketleri yapıyormuş gibi. Performans sırsında ne kadar az düşünürlerse o kadar çok bu durumun sağlanması mümkün olur.

6. Yaptığı işten keyif almak (eğlenmek):
Tıpkı çocukken oynanan oyunlardaki gibi saf ve masum bir zevk almak. Yaptığı spordan/performanstan aldığı tadı başka hiçbir şeyin yerine koyamaması önemli. Bu onun eğlenmesini, zevk almasını sağlar. Eğer kişi yaptığı işten keyif almıyorsa, performansın en üst düzeye ulaşması mümkün olamıyor.

7. Kontrollü:
Durum ne olursa olsun kontrolde olduğunu hissedebilmek, düşündüğünün ve olmasını istediğinin gerçekleşeceği duygusunu taşımak. Özellikle duygular üzerinde sağlam bir kontrole sahip olunan durumlarda performans en üst düzeye çıkabiliyor.

Performans sanatçılarının, sporcuların ne istediğinin zihninde resmini oluşturması önemli, buna geçmiş başarıları düşünmek yardımcı olabilir. Ne için çabaladığının net bir şeması olması çok önemli. Performans psikolojisi alanı ve bu alanda çalışan psikologlar yukarıdaki özellikleri bilerek ve geliştirerek en üst düzey performansın tesadüfi değil, tutarlı biçimde ortaya çıkmasını sağlayabilirler.

Paylaş

17 Ocak 2010

Daha Başarılı Bir Performans için Sınav Kaygısı ile Başa Etme ve Performans Geliştirme Grup Çalışması...


Psikoloji İstanbul Çocuk ve Ergen Bölümü olarak bu yıl sınava girecek 12-18 yaş arası öğrenciler için, “Sınav Kaygısı ile Baş Etme ve Performans Geliştirme” grup çalışması düzenliyoruz.

Sınav Kaygısı, sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan, yoğun kaygı, endişe ve korku duygularının bir arada yaşanması durumu olarak tanımlanabilir. Normal olarak her insan çeşitli durumlarda bu duyguları yaşar ancak henüz gelişimleri devam eden çocuk ve gençlerde bu durum kolaylıkla başa çıkamayacakları bir hal alabilir.

Sınav kaygısının en temel belirtileri arasında;

Sınav öncesinde; ders çalışmada güçlük, konsantre olamama, gerginlik, ders çalışmayı sürekli olarak erteleme, sınavdan bir gece önce ya da sınav sabahları tekrarlayan mide bulantısı, baş ağrısı, yorgunluk, uyanamama, okula gitme konusunda isteksizlik,

Sınavdan hemen önce; yaşanan yoğun korku, bildiği her şeyi unuttuğunu düşünme, aklından sürekli olarak “ya başarılı olamazsam” ve benzeri düşüncelerin geçmesi, nedeni bilinmeyen gerginlik ve sıkıntı hisleri, kalp atışlarının ve nefes alışların hızlandığını hissetme,

Sınav sırasında; ellerin terlemesi, mide krampları ya da mide bulantısı, ağız kuruluğu, ellerde ve ayaklarda engellenemeyen ritmik hareketler, zihninde hiçbir şeyin kalmadığını hissetme, okuduğunu anlayamama, dikkatin kolay dağılması, konsantre olamama, sürekli olarak yazdıkların silip değiştirilmesi, bildiği halde sorunun cevabını hatırlayamama, yanlış yapma korkusu yer alır.

Her yıl yaklaşık iki buçuk milyon öğrenci eğitim yılı sonunda yapılan SBS, ÖSS gibi genel değerlendirme sınavlarına giriyor. Yapılan araştırmalar bu sınavlara giren her dört öğrenciden birinin sınav kaygısı yaşadığını işaret ediyor. Sınav sırasında yaşanan tüm sıkıntılar destek alındığı takdirde kolaylıkla üstesinden gelinebilen durumlardır.

Psikoloji İstanbul Çocuk ve Ergen Bölümü psikologları olarak, sınava girecek öğrencilerin erken yaşlarda yaşadıkları bu sıkıntıyı aşmalarına yardımcı olmak ve daha iyi bir performans göstermelerini sağlamak amacıyla 22 Ocak-5 Şubat tarihleri arasında, “Sınav Kaygısı ile Baş Etme ve Performans Geliştirme” programı düzenliyoruz. 6. sınıftan 12. sınıfa kadar 4 farklı yaş grubuna özel gruplar oluşturulacak programının içeriğinde, bireysel görüşme ve değerlendirme, grup çalışmaları, grup çalışması sonunda ailelerle birebir görüşmeler ve sınava kadar ailelerin yapabilecekleri ile ilgili bir yol haritasının oluşturulması başlıkları bulunuyor.


Sınav Kaygısı ile Baş Etme ve Performans Geliştirme Programı
Tarih : 22 Ocak- 5 Şubat 2010
Yer : Psikoloji İstanbul
Katılım Yaş Grubu: 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. sınıflar
İçerik :
• Genç ile bireysel görüşme ve değerlendirme
• Grup çalışmaları (4 oturum)
• Grup çalışması sonunda ailelerle birebir görüşmeler
• Sınava kadar ailelerin yapabilecekleri ile ilgili bir yol haritasının oluşturulması

Kayıt ve ayrıntılı bilgi için:
Psikoloji İstanbul Danışmanlık Eğitim ve Araştırma Merkezi
Web: www.psikolojistanbul.com
Adres:Halaskargazi Cad. Celik Palas Apt.
No:120 D:2 SİSLİ -ISTANBUL
Tel: 0212-233 28 38