Uzm. Psikolog Çiğdem Yumbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uzm. Psikolog Çiğdem Yumbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2010

Mutlu İlişkiler İçin, Uzak Durulması Gerekenler

Evlilik ve boşanma araştırmalarının duayenleri Dr. John ve Julie Gottman, evli çiftlerin birbirleriyle iletişim halinde olduklari 10 dakikalik bir video izleyerek, yeni evli çiftlerin gelecek 6 sene içinde evli kalacağını ya da bosanacağını %91 gibi bir basarı oranıyla tahmin edebiliyorlar. Peki Gottman'lar evliliğin devam edip etmeyeceğini nasıl bu kadar yüksek bir oranla tahmin edebiliyorlar?

35 yılı aşkın bir suredir yürüttükleri araştırmalara göre evliliğin mutlu gitmesini sağlayan en önemli faktor eşlerin birbirlerinin etkisini kabul edebilmeleri. Araştırmalara göre kadınlar eşlerinin taleplerini karşılamakta daha başarılı ve daha yapıcı bir tutum sergilerken, erkekler eşlerinin taleplerini kabul etmekte ve degismekte daha cok sikinti yasamaktadirlar. Kadinlar evlilikle ilgili sorunlarini ve eşlerinden beklentilerini daha cok ortaya koymakta ve bu konuda tartışmak ve cözüm üretmek konusunda daha istekli görünmekteler. Eşlerinin bu taleplerini dikkate alan ve kendilerini bu anlamda esnetebilen erkeklerin evlilikleri, diğerlerine oranla daha uzun sürmekte ve daha mutlu bir birliktelik yasamaktalar.

Gottman'lar evliliklerde yasanan problemlerin ya da çatısmaların asıl sorun olmadığını, her evlilikte yaşanabilecek bu tür anlaşmazlıkların evliliği yıkmadığını göstermektedir. Asıl önemli olan, yaşanan sorunlarla nasıl başa çıkıldığıdır. Eşlerin tartışmalar sırasında yaşadığı öfke, kızgınlık, kırgınlık gibi duygularin aslında evliliği bitirici etmenler olmadığı, bunlardan ziyade Gottman'ların "Mahşerin 4 Atlısı" diye tabir ettigi tartışma sırasında eşlerin sahip olduğu 4 tutumun evliliğin bitimine yol açtığı görülmüstür. Bu tutumlar aşağılama, eleştiri,sürekli savunma halinde olma, ve duvar örme/uzaklasma olarak adlandırılabilir. 
 
Tartışmalar sırasında ya da sonrasında bu tutumları takınan çiftlerin boşanma oranının diğer çiftlere nazaran çok daha fazla olduğunu görülmüştür. Çiftler, eğer bu özelliklerini değiştirebilirse tartışmalar yıkıcı olmak yerine yapıcı olabilir ve ilişkiyi eskisine gore daha da guclendirebilir.

Aşağılama
Iliskilerde ciftler arasinda yasanabilecek en olumsuz ve yikici duygu aşağılamadir. Eğer ilişkide aşağılama varsa, ilişkiyi kurtarmak neredeyse imkansız. Saygı olmayınca, ilişkinin temeli oldukca zayiflar. Aşağılama kişinin direk kimliğine ve var oluşuna zarar verir. Asagilamada verilen mesaj sudur: sen sadece ilişkimizde kötü değilsin, sen tek başına ve bir insan olarak da kötüsün. Bu durumda çiftler ayrılsa bile, kişinin özgüvenine verilen zarar yıllarca etkisini sürdürebilir. 
 
Eleştiri
Eleştiri, karsimizdakinde sürekli hata bulma ve yargılama davranışıdir. Elestiri, yapilis sekline bagli olarak kisiler ve iliskiler uzerinde yapici ya da yikici etkileri olabilen bir davranistir. Yikici elestiriler, ciftlerin birbirlerinin davranışlarından ziyade, karakter ve kişilik ozelliklerini eleştirmeleridir. Bu tur elestirilere maruz kalan kisiler kendilerinde bir sorun olduğunu düşünüyor ve ilişkiden kendilerini kurtarmanın yollarını arıyor.Kendisinin takdir edilmediği ortamlardan uzaklaşıp, takdir edildiği ortamlara gitme ihtiyaci hissediyorlar. Bu kisiler kendilerini iliskinin icinde ya da hayatinin diger alanlarinda işe yaramaz hissediyor.
 
Savunma
Ayrılığı getiren diğer bir davranış da çiftlerin karşı tarafı anlamaya çalışmadan, sürekli kendilerini savunmasıdir. Her davranışa bahane bulmak, kendi davranışlarını sürekli rasyonelleştirmek, karşı taraf fikrini söylediğinde “sen bunu daha çok yapıyorsun” deyip oku ona çevirmek, karşı tarafı dinlemeden kendi fikrini söylemek savunma davranışları arasında yer alir. 
 
Duvar Örme

Duvar örme, tehlikesiz gibi görünmese de ciftlerin iliskilerine en cok zarar veren davranislardan bir tanesidir. Eslerden biri endişesini dile getirdigi zaman, diger es bunu tamamen yok sayıyor ya da konuyu başka tarafa çeviriyorsa, bu esin diger ese duygusal ve fiziksel anlamda bir duvar ormesidir. Bu davranis ihtiyacini ya da endisesini dile getiren cifte verilmis bir “sen değersizsin” mesajıdir.
 
Gottman Cift Terapisi, ciftlere birbirleriyle iletisim kurarken ve varolan catismalari cozerken "Mahserin 4 Atlisi" yerine kullanabilecekleri cesitli panzehirler onermekte. Yukarida belirtilen dort davranisi birbirine yapan ciftlerin evlilikten aldiklari doyumun oldukca az, ve bosanma oranlarinin oldukca yuksek oldugunu belirten Gottman'lar, iliskilerde mumkun olundugunca bu dort davranis biciminden kacinmak gerektigini belirtmekte. Ciftler mutlu ve uzun iliskiler ve evlilikler icin, asagilama, elestiri, savunma ve duvar ormeden uzak durmali ve bunun yerine daha olumlu ve yapici problem cozme ve iletisim becerileri gelistirmelidir.

Referanslar
Gottman, J.& Siver, N.(1999).The Seven Principles for Making Marriage Work: A Practical Guide from the Country's Foremost Relationship Expert.
 
 Uzm. Psikolog Çiğdem Yumbul
 

20 Nisan 2010

EMDR Nedir?

EMDR (Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme) 1987 yılında Amerikalı psikolog Francine Shapiro tarafından keşfedilen bir psikoterapi tekniğidir. Doktora teziyle uğraştığı sırada, istemli göz hareketleriyle birlikte rahatsız edici düşünceleri düşündüğünde, bu düşüncelerin yarattığı olumsuz hislerin azaldığını gören Shapiro, bu keşfinin etkinliğini araştırmak adına Travma Sonrası Stres Bozukluğu olan Vietnam gazileriyle, tecavüz ve cinsel istismar mağdurlarıyla araştırmalar yapmıştır.

Bu araştırmalar sonucunda göz hareketleriyle duyarsızlaştırmanın (EMD) travmatik yaşantıların olumsuz etkilerini anlamlı derecede azalttığını görmüştür.

Araştırmalarına devam eden Shapiro, göz hareketleriyle duyarsızlaştırma (EMD) uyguladığı danışanların ve EMD’yi uygulayan diğer klinisyenlerin verdiği geribildirimler çerçevesinde, terapi sonrası hastalarda travmatik yaşantıyla ilgili oluşan içgörü ve bilişsel değişiklikleri de ekleyerek, EMD tekniğini geliştirerek bugün kullanılan şeklini vermiştir (EMDR). Shapiro EMDR’nin işleyişini ve etkinliğini açıklamak adına “Bilgi İşleme Teorisi” adını verdiği bir teori ortaya çıkarmıştır. Bu teoriye göre bütün insanların fizyolojik bazlı bir bilgi işleme sistemi vardır.

Bu sistem, bizim deneyimlerimizi ve anılarımızı onlara ulaşarak en etkin şekilde işlememizi sağlar. Anılarımız, zihinde onlarla ilgili düşünceler, görüntüler, duygular ve hisler şeklinde depolanır. Öğrenme süreci, yeni bilgilerin, hafızamızda hali hazırda bulunan eski bilgilerle bağlantıya geçebilmesiyle olur. Çok olumsuz ya da travmatik bir olay yaşandığında, bu olaya bağlı oluşan olumsuz duygular, bilgi işleme sürecine müdahale etmekte ve bu işlemin yarıda kalmasına sebep olmaktadır. Böylece travmatik anının, hafızanın diğer kısımlarında tutulan diğer bilgilerle bağlantısı kopmuş olur.

Mesela bir tecavüz mağduru, yaşadığı olayın tecavüzcünün suçu olduğu bilir, fakat bu bilgiyle, travma sonrası oluşan kendini suçlama hissi bağlantıya geçemediği için saldırının kendi suçu olduğunu düşünmeye devam eder. Bir kişi yaşadığı travmayı düşünürken, ya da bu travmatik anı benzer durumlarda ya da ortamlarda tetiklendiğinde, o olayı tekrar yaşadığını hissedebilir. Travmatik olay sırasında ortaya çıkan güçlü olumsuz fiziksel ve duygusal tepkileri sadece olay aklına geldiğinde bile gösterebilir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) semptomları olan travmayla ilgili zorlayıcı ve aniden araya giren düşünceler, duygusal rahatsızlık ve kendiyle ilgili olumsuz inançlar, travmatik anının düzgün bir biçimde işlenememesinden kaynaklanmaktadır.

Shapiro EMDR’ın, işlenme süreci yarıda kalan travmatik anıları sağlıklı bir biçimde işleyerek, bu anıya bağlı ortaya çıkan rahatsızlıkların giderilmesini sağladığını belirtmiştir. Bilgi İşleme süreci, travmatik anının zihinde uyumlu bir biçimde saklanmasını sağlamaktadır.

Bu sürecin devamında travmatik deneyim, uygun duygular, hisler ve kişisel inançlarla birlikte kodlanmakta ve kişinin bu anıya atfettiği olumsuz düşünce ve duyguların olumlu bir şekilde kodlanması sağlanmaktadır.

EMDR çeşitli psikoterapi yaklaşımlarını bünyesinde barındıran (psikodinamik, bilişsel-davranışçı, deneysel, beden-odaklı) kapsamlı ve bütünleyici bir psikoterapi tekniğidir. EMDR’nin yapılandırılmış bir protokolünün olması, tedavinin etkinliğini oldukça arttırmaktadır. Bu protokol, travmanın yol açtığı olumsuz duygu, inanç ve beden duyumlarına karşı duyarsızlaştıran ve olumlu bir şekilde yeniden işlenmesini sağlayan 8 adımdan oluşmaktadır.

Teknik sırasında göz hareketleriyle, seslerle ya da bedende yapılan küçük dokunuşlarla çift taraflı (beynin sağ ve sol tarafı) uyarım sağlanır. Bu uyarım sırasında danışan geçmiş anılarına, o anıları tetikleyen bugün yaşadığı olaylara, ve gelecekte yaşamak istediği olumlu deneyimlere gider.

Bu süreç boyunca danışan içgörü kazanmak, anılarda değişim yaşamayı, ya da yeni bağlantılar kurmayı deneyimleyebilir.

EMDR’nın Sekiz Adımı

1) İlk adım danışanın geçmişiyle ilgili bilgi almaktır. Terapist danışanın EMDR için uygunluğunu analiz eder, uygun bir tedavi planı çıkarır ve EMDR’la çalışılacak olay belirlenir.

2) Terapist danışana EMDR sürecini açıklar ve danışandan onay alır. Terapist danışanla beraber, seanslar süresince ve/veya sonrasında onu rahatlatacak bir “güvenli yer” belirler.

3) 3-6 adımlarında EMDR ile çalışılacak anı belirlenir ve EMDR prosedürü kullanılarak işlenmeye başlanır. Danışan çalışmak istediği anıyı en iyi anlatan resmi seçer ve bu resme baktığında kendisiyle ilgili düşündüğü olumsuz inancı belirler. Bu olumsuz inancın yerine o resme baktığında kendisiyle ilgili neye inanmak istediği belirlenir ve su anda resme baktığında kendisiyle ilgili olumlu inancın ne kadar geçerli olduğunu 1 ile 7 arasında değerlendirir. O resimle ilgili duyguları, 0 ile 10 arasında rahatsızlık derecesi ve bu resmi düşündüğünde bedeninde oluşan sıkıntıları belirledikten sonra bir sonraki adım olan duyarsızlaştırmaya geçir.

4) Duyarsızlaştırma aşamasında danışan çalışmak istediği resmi, bu resme baktığında kendisiyle ilgili düşündüğü olumsuz inancı, duygularını, bedeninde yaşadığı sıkıntıyı düşünerek terapistin yaptığı çift taraflı uyarıma (göz hareketleri, ses ya da küçük dokunuşlara) odaklanır.

5) Yerleştirme aşamasında danışanın kendisiyle ilgili belirlediği olumlu inanç çift taraflı uyarımla yerleştirilir.

6) Beden tarama aşamasında danışan onu rahatsız eden resmi düşünüp bedenini tarar ve bedeninde herhangi bir rahatsızlık olup olmadığını belirler. Bedensel rahatsızlıklar çift taraflı uyarım kullanılarak duyarsızlaştırılır ve yeniden işlenerek giderilir.

7) Kapanış aşamasında terapist danışana bir sonraki seansa kadar çalışılan resimle ilgili ortaya çıkan duygu, görüntü ya da bedensel duyumları not etmesini belirtir ve bu gibi durumlarla başa çıkabilmesi için çeşitli rahatlama egzersizleri gösterir.

8) Bir sonraki seans değerlendirme aşamasıyla başlar. Bir öncesi seans ve daha sonrasında ortaya çıkan değişimler değerlendirilir. EMDR seanslarından sonra danışanlar genellikle çalışılan anıya bağlı duygusal rahatsızlığın ortadan kalktığını ya da büyük bir ölçüde azaldığını ve önemli bir ölçüde içgörü kazandıklarını belirtmektedirler.

Edinilen bu duygusal ve bilişsel değişiklikler, danışanların, davranışlarında ve kişisel yaşamlarında olumlu değişimlere yol açmaktadır. EMDR travma başta olmak üzere birçok psikolojik zorlukla başa çıkmada etkinliği kanıtlanmış ve geniş ölçekte kullanılan bir psikoterapi tekniğidir.

EMDR Nerelerde kullanılıyor?

EMDR travma başta olmak üzere birçok psikolojik zorlukla başa çıkmada etkinliği kanıtlanmış ve geniş ölçekte kullanılan bir psikoterapi tekniğidir. Shapiro’nun geliştirdiği standart EMDR protokolü zaman içerisinde çeşitli psikolojik rahatsızlıklarla çalışan klinisyenler tarafından geliştirilmiştir.
Yapılan çalışmalarda EMDR’ın sadece Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nun (TSSB) tedavisinde değil, birçok değişik psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde etkinlik gösterdiği çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir.
EMDR’ın aşağıda belirtilen psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde etkinliği, yapılan çalışmalarla desteklenmiştir.

1) Irak, Afganistan, Vietnam, Kore ve 2.Dünya Savaşı’nda savaşmış TSSB semptomları gösteren ve tedaviye dirençli askerlerle yapılan çalışmalarda EMDR seanslarından sonra danışanların TSSB’na bağlı yaşadıkları flashback’lerin (olaya geri dönme), kabusların ve diğer TSSB semptomlarının kaybolduğu görülmüştür.

2) Fobi, Panik Bozukluk ve Yaygın Kaybı Bozukluğu yaşayan kişilerin EMDR’dan sonra korkuları ve semptomlarında hızla azalma olduğunu belirtmişlerdir.

3) Suç mağdurları, polisler, itfaiyeciler ve saha çalışanları gibi saldırıya maruz kalan ve/veya işlerinin doğası gereği yoğun stres altında çalışan kişilerin, EMDR’den sonra bunlara bağlı rahatsızlıklarının kaybolduğunu belirtmişlerdir.

4) Bir yakının kaybına bağlı olarak yoğun üzüntü ve yas yaşayan kişilerin EMDR seanslarından sonra yas sürecini daha rahat atlattıkları gözlemlenmiştir.

5) Çocuklar ve ergenlerin yaşamış oldukları travmalara bağlı gelişen semptomlarında iyileşme görülmüştür.

6) Cinsel saldırı mağdurları EMDR seansları sonrasında normal hayatlarına geri dönebilmekte ve sağlıklı duygusal ilişkiler kurabildikleri görülmüştür.

7) Doğal afet veya insan eliyle oluşturulan felaket mağdurları normal hayatlarını sürdürebilmektedirler. 8) Kaza, ameliyat, ya da yanıklara maruz kalan, ve buna bağlı olarak duygusal ve fiziksel açıdan rahatsızlık duyan kişilerin EMDR seanslarından sonra üretken hayatlar yaşamaya başladıkları gözlemlenmiştir.

9) Aile, evlilik sorunları ve cinsel sorunlar yaşayan kişilerin sağlıklı ilişkiler kurabilmesini sağlamada etkili bir teknik olduğu görülmüştür.

10) Madde ve seks bağımlılığı olan kişilerin ve patolojik kumarbazların EMDR’la çalıştıktan sonra daha istikrarlı bir iyileşme süreci yaşamadığı ve bağımlılığın tekrarlama riskinin düşürülmesinde etkin olduğu görülmüştür.

11) Disosiyatif Bozukluğu olan kişilerin iyileşme sürecinin EMDR ile, geleneksel tedavi metotlarına nazaran, daha kısa sürede gerçekleştiği görülmüştür.

12) Performans kaygısı yaşayan, ya da okulda, işte, sanat ve spor dallarıyla uğraşırken eksiklik yaşayan bireylerin performansının arttırılmasında etkili bir şekilde kullanılmaktadır.

13) Somatik/Somatoform bozukluk, migren ağrısı, kronik ağrı, kronik egzama, gastrointestinal problemler, olumsuz beden imajı yaşayan kişilerin tedavisinde kullanılmaktadır.

14) Akut travma, Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve travma bazlı kişilik sorunlarının tedavisinde bilinen en etkili psikoterapi tekniklerinden biridir.

28 Mart 2010

Sunum Performansını Geliştirme


Topluluk önünde konuşma yapmak, insanlara görüş ve çalışmalarınızı anlatmak, dinleyenlere etkili bir şekilde hitap etmek iş hayatında büyük bir önem taşımaktadır. Yapılan sunum ne kadar etkili olursa, konuşma yapılan grubu ikna etmede ve etkilemede başarılı olma oranı o kadar artmaktadır. Herkes, topluluk önünde konuşurken ya da sunum yaparken belirli bir kaygı yaşar. Sunum performansında önemli bir etken olan kaygı, belirli düzeyde olduğunda, sunumun kalitesini arttırıp, sunum yapan kişinin performansında olumlu bir etki sağlarken, belirli bir düzeyin üstüne çıkan kaygı, performansı olumsuz etkilemektedir.

Kaygı, kişilerin endişe verecek bir durum karşısında verdiği fiziksel ve psikolojik tepkilerin bütününü kapsayan bir durumdur. Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak yaşanan kaygı çok yoğun olduğunda kişinin potansiyelini ortaya koymasına engel olan bir durum oluşur. Kişi yaptığı işe odaklanamaz, dikkatini toplamakta zorlanır, bedeninde onu rahatsız eden duyumlar hisseder. Bu durum sunum sırasında yaşanabileceği gibi sunuma hazırlanırken ya da sunum sonrasında da yaşanabilir.

Kaygı yaşayan kişilerde kas gerginliği ve ağrı, uykuya dalmada ve uyumada zorlanma, mide sorunları, mide bulantısı, ishal, titreme ve terleme, kararsızlık ve huzursuzluk ve kolayca yorulmak gibi fiziksel belirtilerin yanı sıra, sinirlilik, korku, kaygı verici düşünceleri kontrol etmede zorlanma, gerginlik, konsantre olamama ve kontrol kaybetme ya da reddedilme korkusu gibi psikolojik belirtiler de görülmektedir. Sunum kaygısı yaşayan bireylerde göze çarpan bir başka durum da kişinin sürekli kendi bedensel tepkilerini izlemeleri ve diğerlerinin onu nasıl değerlendireceğini veya yargılayacağını düşünmeleridir.

Sunum kaygısıyla baş etmek için pek çok farklı yöntem kullanılmaktadır. Psikoloji İstanbul olarak yapmış olduğumuz bireysel koçluk ve performans geliştirme çalışmalarında, bilişsel müdahalelerin yanı sıra yoğun olarak performans geliştirme alanında etkinliği kanıtlanmış olan, kısa sürede sonuç vermesi ve kişinin sahip olduğu olumlu kaynaklarla kolay bağlantı kurması ile fark yaratan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) tekniğini kullanmaktayız. Hazırlamış olduğumuz sunum performansını geliştirme programı ile, ortalama üç performans geliştirme görüşmesinin ardından alınan sonuçlar gerek sunum performansını gerekse çalışan memnuniyetini arttırmada etkinliğin son derece yüksek olduğunu kanıtlamaktadır.

Psikolog Şeyma Çavuşoğlu
Uzm. Psikolog Çiğdem Yumbul


Paylaş