sporda performans geliştirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sporda performans geliştirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2012

Türkiye'de İlk Kez - ICC Onaylı Koçluk Eğitimi








Koçluk mesleğinde yüksek kalite ve standartları hedef alan müthiş bir eğitimin keyfini yaşama, yeni beceriler geliştirme ve dünyanın pek çok yerinde üyeleri olan uluslararası koçluk camiasına katılma fırsatı.

Bu tam anlamıyla uluslararası bir eğitimdir – şimdiye dek 16 ülkede 59 ülkenin sertifikalı koçları tarafından verilmiş bir kurstur; ve ilk kez ülkemizde, Psikoloji İstanbul’un öncülüğünde, İstanbul’da gerçekleşiyor.






Bu eğitimin sonunda, edineceğiniz becerilerden sadece bazıları:
  •    Taktiksel koçluk – sadece bir seansta, büyük bir farklılık yaratabilme
  •    Uzun süreli stratejik koçluk verme
  •    İçgüdülerinizi geliştirme ve kullanma
  •    Danışanlarınızın hedefleri ve değerleriyle çalışma
  •    Danışanların yaşamlarını değiştirebilecek güçlü sorular soruları sorma ve NE ZAMAN sorulması    gerektiğini öğrenme
  •    Danışana, korkularını ve zihinsel bariyerlerini yenmesinde yardımcı olma
  •    Kendi koçluğunuzu nasıl pazarlayabileceğinizi öğrenme
  •    Koçluğun etik rehberi
  •    Danışanların sınırlayıcı inançlarıyla nasıl çalışılmalı ve bunlar nasıl değiştirilmeli
  •    Danışanların uzun vadeli hedeflerle geleceklerini en iyi şekilde tasarlamalarına yardımcı olma
  •    Kendi koçluk stilinizi geliştirme
  •    Azami etki için müdahalelerinizin zamanlamasını planlama ve etkin aksiyon planı oluşturma
  •    Ne zaman yönlendirici olunmalı ve ne zaman yönlendirici olunmamalı
  •    Nasıl talepler ve zorluklar yaratılmalı ve ödevler nasıl tasarlanmalı
  •    Koçluğunuzdaki hareket noktasını bulmak için sistemik düşünme
  •    Azami değişim sağlamak için asgari çaba gösterme prensipleri

Bu eğitim tüm dünyada etkililiği kanıtlanmış, en güçlü koçluk modellerini bütünleştirmektedir. Öğelerden bazıları şöyle sıralanabilir:
  •    İçsel Oyun (Timothy Gallwey).
  •    Dönüşümsel Koçluk (Thomas Leonard).
  •    Nöro-Linguistik Programlama (Richard Bandler ve John Grinder).
  •    Ontolojik (Varoluşsal) Koçluk (Fernando Flores).
  •    Koçluğun bütünleyici modelleri (Ken Wilber).
  •    Yöneticiler için davranış koçluğu

Eğitimi tatmin edici düzeyde bitiren ve eğitim sonrası uygulama görevlerini tamamlayan katılımcılar ICC Uluslararası Koçluk Sertifikası’nı almaya hak kazanacaktırlar.

Eğitime Kimler Katılabilir?

Yöneticiler,  İnsan Kaynakları Uzmanları, Danışmanlar, Eğitmenler  - Öğretmenler, Ruh Sağlığı Uzmanları, Koçluk yapmak, başkalarına yardım etmek ve olumlu değişim sağlamak isteyen herkes…


ICC Eğitimi’nin Faydaları

Bu kursun size faydaları nelerdir?

  •    Resmi uluslararası sertifika edinme ve öncü koçlar ağına katılabilme fırsatı
  •    ICC üyeliği sayesinde ICC Sosyal Kampüsü, forumları, sohbet odası ve kitaplığına erişebilme
  •    Danışanların başvurabilmesi için Özgeçmişinizin ICC sitesindeki listede yer alması
  •    Kişisel koçluk projenize bire bir ilgi
  •    'Coaching with NLP – how to be a master coach' ve ´How Coaching Works´ün yazarları Joseph ve Andrea tarafından kaleme alınmış 120 sayfalık kusursuz bir el kitabı

Bu kursun işiniz için faydaları nelerdir?

  •    Koçluk şirketin çalışanlarını geliştirmekteki kararlılığının kanıtıdır.
  •    Koçluk daha yüksek performans için uzun vadeli bir yatırım sağlar.
  •    Takım çalışması gelişir.
  •    Koçluk kilit çalışanları tutar ve personel işten ayrıldığında üretkenliğin düşmesini önler.

Eğitim Tarihleri: 
4-7 Mayıs ve 15-18 Haziran, 2012
I. ve II. Modül
60 Saat / 8 Gün

Eğitimci:
Jorgen Svenstrup
ICC Uzmanı Koçluk Eğitimcisi
Eğitim Ücreti:
1800 Euro + KDV

Eğitim Yeri:
Elite World Hotel, Taksim, Istanbul

Eğitim Dili İngilizcedir. 

Sınırlı sayıda katılımcının yer alacağı bu özel eğitime kayıt yaptırmak
ve ayrıntılı bilgi edinmek için
bize ulaşın:

Psikoloji İstanbul
Danışmanlık Eğitim ve Araştırma Merkezi
0090 539 971 25 04
0090 212 233 28 38

1 Nisan 2010

Performans Geliştirme: Kazanmak


Asıl soru "Kazandın mı?" DEĞİL, "Beklentilerini yerine getirebildin mi?" olmalıdır...

Başarısız olanlar, çalışmalarda yüksek performans gösterip, performans sırasında bunu başaramayanlardır. Kazananlar ise, stres altındayken antrenmanlarda, provalarda görülenden daha iyisini yani, beklentilerden daha yüksek bir performansı sergileyebilenlerdir..

Örneğin kaybeden sporcu, büyük maçlardan önce sakatlanan ya da küçük rahatsızlıklar yaşayan sporcudur. Kazanan ise, küçük başarısızlıklarla baş edebilen ve ne olursa olsun en iyi performansını ortaya koyabilendir.

Başarısız olan yani kaybeden, bildik, ya da daha zayıf pozisyondaki kişilere karşı etkileyici görünen ama kendisinden daha iyi olanlarla rekabette baş edemeyen kişidir. Kazanan ise daha iyi durumdakilerden korkmayan, ama güçlüklerden hoşlanan kişidir.

Herkesin zihinsel, fiziksel bir limiti vardır. Kişi kendine ne kadar inanırsa inansın bedenin çizdiği sınırlardan daha fazlasını yapamaz. Olması istenen şey, bu sınıra erişilmesidir, yeteneklerin ve sınırların el verdiği ölçüde, başarıya ulaşmaya çalışırız. Bu nedenle sorulması gereken soru kazandın mı değil, beklentilerine ulaştın mı olmalı. Eğer sorunun yanıtı “hayır” ise, o zaman hem fiziksel hem de zihinsel nedenlere iyi bakmalıdır. Genellikle bir-iki kez görülen düşük performans basit bir etkiye bağlıdır: aşırı yorgunluk, yanlış zamanda yemek yeme, kötü bir gün geçirme vb. Ama çalışmalarla performans arasında sürekli bir farklılık görülürse, o zaman hemen her türlü performans alanı için (sanat, spor, iş yaşamı vb.) zihnindeki tutumlarla ilgili bir sorun, bir performans blogu ile karşı karşıya olunması söz konusu olabilir.

İki koşucu örneği ele alınırsa, A kişisi yetenekli bir koşucu, kısa bir eğitimin ardından pek çok başarı elde etmiş ve hızla yükselmiş, B koşucusu ise ortalama bir yeteneğe sahip ve A kadar iyi bir noktaya gelmesi çok daha uzun zaman almış ve çalışmaları çok daha zorlu geçmiş. A koşucusunun morali giderek bozulmaya başlıyor çünkü artık gelişme gösterememeye başlıyor ve B tarafından yeniliyor. B ise son derece keyifli ve kendine güveni giderek daha fazla artıyor, çünkü devamlı gelişme gösteriyor.

Buradaki kilit nokta bu iki sporcunun geçmiş deneyimleri. A’nın yetenekleri olduğundan, çok sıkı bir eğitim alması ve yarışları kazanmak için kendini çok da fazla zorlaması gerekmemiş. B ise iyi standartlara gelebilmek için çocukluğundan itibaren sıkı çalışmak zorunda kalmış.

A başarısızlığa uğradığında “Ben başarısızım (kaybedenim)” diyor, B ise “Daha sıkı çalışmalıyım” diyor. Büyük bir yarış olacağında ise, B “bu benim için büyük bir fırsat” diyor, A ise “ya kaybedersem” diye düşünüyor. Geçmiş deneyimler silinemez ama zihin yeniden programlanabilir, böylelikle değişen zihin tutumları kendilik algılarını da değiştirir.

Kişinin performansı, kendini nasıl gördüğü ile ilgilidir. Zorlu bir durumla karşılaştığında, aslında bu durumu halledebilecek güçte olsa da, kendinden şüphe etmesi performansını olumsuz etkileyecektir. Kaygı -canlılık eğrisine göre aşırı kaygının performansı düşürdüğü biliniyor ancak bir miktar uyarılmışlık da başarı için gerekli.

Performans öncesinde, aşağıdaki basit sorulara ayrıntılı yanıtlar vermeniz işinize yarayabilir:
- Hayal edebileceğin, olabilecek en kötü şey ne?
- Bunun gerçekleşmesi ne kadar olası?
- Peki, daha kötü ne olabilir?
- Bu durumda nasıl hissedersin?

Soruları bu şekilde ortaya koyduğunuzda, en önemli maçın, oyunun, gösterinin bile sadece bir diğer performans anı olduğunu fark edeceksiniz.

Performans sırasında, sadece kendi performansınıza odaklanın, doğru yerlerde yaptığınız hareketleri, ne kadar çabaladığınızı, bedeninizde hissettiklerinizi …vb.yi izleyin. Her ne yaparsanız yapın, kendinizi tamamen o ana verdiğinizden, ve elinizden geleni yaptığınızdan emin olun.

Lütfen Gününde Olmanın Özellikleri'ne bakın..

Paylaş

8 Mart 2010

Gününde Olmanın Özellikleri



Performans alanlarında çalışan kişilerle yapılan görüşmelerde, en iyi performansın görüldüğü zamanlar, evrensel bir çerçevede incelendiğinde belirtilen ortak durum söz konusu: “O gün her şey istediğim gibi gitti,” “Hiç hata yapmadım,” “Çok iyi hissediyordum,” “Sanki o gün başka hiçbir şey aklımda yoktu.”

Üst düzey performans sergileyen oyuncular, dansçılar, sporcular bu üst düzey performanslarını sergiledikleri günü sıklıkla şans eseri olarak tanımlar, “Günümdeydim” derler. Ayrıntılara bakıldığında, şanstan çok optimum enerji düzeyi ve iyi kullanılan bir dizi zihinsel/psikolojik/bedensel beceri ile karşılaşıyoruz. Bu özellikleri bilmek ve bu farkındalıkla çalışmak, kişiye eksik olduğunu gördüğü yanları geliştirebilme fırsatı verebilir. “Gününde” olmanın özellikleri şu şekilde:

1. Rahat: Zihin sakin ve beden harekete hazır… Bu durumun sağlanabilmesi için de normal canlılık düzeyinin biraz üstü yeterli.

2. Kendinden emin: Kendinden emin olan, korkmayan kişi duruşu, yürüyüşü, beden ve yüz ifadeleri ile bunu belli eder. Üst düzey performans kişinin performans için beklediği durum olmalı, olmasını umduğu ya da dilediği değil. İçgüdülerine ve zamanlamasına güvenmeli.

3. Tamamen odaklanmış: Kişinin geçmiş ya da gelecekle ilgilenmeksizin “şimdi ve burada” olması, ve o ana tamamen odaklanması gerekir. Oyuncakları ile oyun oynayan bir çocuk gibi, dışarıdan gelen hiçbir şey onu engellememeli.

4. Basit bir iş yapıyor gibi olmak (fazla zahmet harcamamak): En yüksek performansın ortaya koyulduğu zamanlar incelendiğinde, ortak noktalardan bir diğerinin kişinin çok da fazla çaba harcamadan, zahmetsizce dünyanın en kolay işini yapıyormuşçasına hareket etmesidir. Beceriyi ustalıkla ve incelikle zahmetsizce yapmak.

5. Otomatik: Sanki her şey oluveriyormuş gibi. düşünceler ya da duygular, yapılacaklara engel teşkil etmiyor. İstemli bir durum yokmuş, sporcu yönlendirmeden bedeni otomatik olarak hareketleri yapıyormuş gibi. Performans sırsında ne kadar az düşünürlerse o kadar çok bu durumun sağlanması mümkün olur.

6. Yaptığı işten keyif almak (eğlenmek):
Tıpkı çocukken oynanan oyunlardaki gibi saf ve masum bir zevk almak. Yaptığı spordan/performanstan aldığı tadı başka hiçbir şeyin yerine koyamaması önemli. Bu onun eğlenmesini, zevk almasını sağlar. Eğer kişi yaptığı işten keyif almıyorsa, performansın en üst düzeye ulaşması mümkün olamıyor.

7. Kontrollü:
Durum ne olursa olsun kontrolde olduğunu hissedebilmek, düşündüğünün ve olmasını istediğinin gerçekleşeceği duygusunu taşımak. Özellikle duygular üzerinde sağlam bir kontrole sahip olunan durumlarda performans en üst düzeye çıkabiliyor.

Performans sanatçılarının, sporcuların ne istediğinin zihninde resmini oluşturması önemli, buna geçmiş başarıları düşünmek yardımcı olabilir. Ne için çabaladığının net bir şeması olması çok önemli. Performans psikolojisi alanı ve bu alanda çalışan psikologlar yukarıdaki özellikleri bilerek ve geliştirerek en üst düzey performansın tesadüfi değil, tutarlı biçimde ortaya çıkmasını sağlayabilirler.

Paylaş